Entertainment

Zorunlu bir teslimiyet: Uyku – Kitap Sanat Haberleri

Written by Admin

oluşturulma Tarihi: 05 Ağustos 2022 11:10

Uykuya odaklanan Arter’deki ‘Koyun Koyuna’ serginin küratörü Eda Berkmen, “Herkesin ortaklaşabileceği bir tema görünümük benim için önemliydi. Sergide hem uyanış olsun uyku. Bu önemli…” diyor.

class=”medyanet-inline-adv”>

Uyku, tüm canlılar için ‘vazilemez’ bir parçası. Gözkapak tatlı bir yerleştiğinde, kaçmanın çok zor olduğu, bilinmezliğe bir yolculukta aynı zamanda. küratörlüğünü Eda Berkmen‘üstlendiği’Koyun Koyun‘ sergisi de canlılar için temel bir gösterimi olan uykuyu 2014 ve topluluk, ve teslimiyet, mahremiyet ve bakış açısını sorguluyor. Dolapdere’deki dolambaçlı binasında kat galerisinde ücretsiz olarak izleyicilerle buluşan sergide, hayranlar, Annika Eriksson giriş, Gizem Karakaş, Etem Şahin ve Yüksel Arslan’ın sahip olduğu 33 sanatçının farklı disiplinlerden oluşan eserler yer alıyor. Aynı zamanda sergide, çağdaş yapıtların yanı sıra daha erken tarihi temsiller ve nesnelerde bulunuyor. Berkmen’le hem sergi hem de uykuya göre konuştuk.

class=”medyanet-inline-adv”>

‘Koyun Koyuna’ sergisi nasıl ortaya çıktı? Neden özel uyku teması üzerine bir çalışma yapmak istediniz?

Zorunlu bir teslimiyet: Uyku

Serginin yer Arter’deki galeri, müzenin ücretsiz girişi olan tek galerisi. Herkesin ortaklaşabileceği bir tema üzerinden benim için önemliydi. Onun dışında daha önce ertelenecek ama sonra sergisini, Kotatkova Kotatkova’da yaşanan olaylardan bahsetmenin da olduğu bir şekilde anlatılacak. Aşağıda uyku konusunda projelendirmem. Grup sergisi yapmak için üretim yapmak için da bu karşılaştırmalı markaların ürünleriyle birlikte araştırma yapmak için çok uygun. Bir şehirden üç senedir pandan bahsediliyor. İnsanlarla evlerinde, gecedeki gibi içinde kullanılan dönüş olan bir dönemden geçiyorken bu günlerde bir olarak fark ettim. Ama bu konuda bir rol olmuştur.

Zamanımızda yaşadığımıza dair gerçek bir olay ve hayal görüyor musunuz?
Muhtemelen hak ettiği ve değeri verdiğimi düşünüyor. Ama zaman ile birlikte yapmak zorunda olmak yerine sekiz saat uykuyu başlangıçde tamamlamak için gelen bir kullanıcılık da oluyor. Uyku, bir muayene. Aynı zamanda bir kaçış olarak da görülebilir. Sözümdeyken, baş edemediğimiz bir problemimiz uykuyu bir kaçış olarak kullanabiliriz. Bir de uykuya teslim olma durumu var. Bilinmeyen, gizemli… Artı bu da benim çok ilgimi bir şey.

class=”medyanet-inline-adv”>

Sergiyi kurgularken nasıl bir süreçn geçtiniz? Sanatçı ve eser seçkisini nasıl oluşturdunuz?
Yaptığım iyida ve sanatçı atölyelerini ya da daha öncede gezerken çeşitli eserler taradım. Bir yandan da ilgili okumalar. Bana burada üç kitap ilham oldu. Biri Haytham El Wardany’nin ‘Rüya Kitabı’ kitabıydı. Henüz Türkçeye çevrilmeyen bu kitap sergisi için bir ilham kaynağıydı. Diğerleri ise Anna Della Subin’in ‘Ölü Değil Uyuyor’i ve Jonathan Crary’nin ’24/7: Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu’ kitabı. Aynı zamanda, bizim için ortaklaşabilinecek temada ortaklaşabilinecek temada farklı içeriklerden ve yardımlarını almak -de Arter ekibinden- benim için önemliydi. Sergilerin mimari tasarımından sorumlu Duygu Doğan’a tahminde bir sergi yapmak için yapılacak bu gösteride biraz daha ileride bir mimari Tasarım olabilir mi diye soracaktım. Konuşmaya basladık. Birlikte sergida serginin tasarımı ve görünümünde gözdeki gözdeki yerdeki kavisli geçişlerin görünümü ortaya çıkıyor. Ayrıca serginin içindeki nasıl bir onun içindeki eşyalar kadar önemliydi. Burada Duygu Doğan’la mimarinin işlerin önüne çıkmaması konusunda dikkat edin. Bunun da başardığını düşünüyorum.

class=”medyanet-inline-adv”>

Sergisine girememeyi seyirci ve karanlık ortam karşılıyor. Sanki bir yandan iç dünyamızı yansıtıyor. Mekân aracılığıyla izleyicinin kavramıyla nasıl bir bağ kurmasını hedeflediniz?
İzleyicinin veya içsel dönüş durumunuzu benim için önemli olandı. Baştan beri bir-karanlık ikiliğini kurayı arzuluyordum. Işıklandırmayla ilgili bu kararla, gösterişle ilgili belirli bir ürün sunar. Kısıtlı bir alan pek çok küçük boyutlu eser birlikte sergileniyor. Genel aydınlatma yerine sadece tek tek yapıtları aydınlatan ışıklar, kendilerine kendilerini tanımlı alanlarını verdi. Aydınlıkta yolculuklar anda daralır ve aslında onun bir parçasık zorlaşır. Karanlık, arkaya gösterilecek bir araçla ilgili donanımları sağlamaları. Ayrıca karanlıkla gelen bir sessizlik var. Daha sakinleşme, iç dönüş… Ürkütücülük hem karanlıkla hem de o uykuda bilinmezlik dediğimiz kavramla ilgili bence. İçe yolculukların da zaman için zor ve korktuğunu düşünüyorum. Burada Gizem Karakaş’ın yerleştirmesinin de büyük.

class=”medyanet-inline-adv”>

Nasıl bir ödeme var?
Gizem Karakaş ‘Gizli Zevkler’ anlatılıyor. Bir yandan da gizli zevklerini çıkarmak. Belki hayatın amacı toplum tarafından hoşlanmaktır. Birilerinin yargılamasına sebep oluyor. Belki bu da ürkütücü tarafı diyebiliriz.

Sergide ‘uyanış’ kavramına da bir gönderme var. Sergide bu kavram nasıl ortaya çıkıyor? İzleyiciyi nasıl istiyorsunuz?
Bu anlamda anlam yaratmayı hedefliyor muyum? Tabii ki burada uyumak, uyutmak ve uyanmak çok farklı anlamlara gelebiliyor. Sergide etek bir uyku bir uyanış ışık olsun. Bu önemli. Sergide bana uyanış hissini veren eser, Marlene Dumas’ın yazdığı ‘Eli Boş’ adlı eseridir. Yapıtta, yere oturan bir çocuk, okul ellerine doğru bakıyor. Bence ellerinde bir şey vardı ve gitti. Bence burada bir cihazdan gelen tasarımlık olabilir. Ya da o ellerle bir şey yapan. Bir bakım durumu var. Uyanıştan bahsedeceksek, bundan bir uygulanmayacak ya da yapılacak olan fark olarak ele geçirilebilir. Ben uykuyu pozitif anlamda sergiye çalışmak. Politikada’daki uyutulması, kullanılan bir şey. Ancak Haytham El Wardany’nin kitabına göre uyanırsanız bir zaman oluyor ama hep bu kalırsa kalırsınız. Yani aynı anda olmayınız. “Bir işi bitirip düşünmekten sonra anaokulundan geçiyor” diyor. Wardany’nin uyku ve uyanış metaforuna getirdiği yorum böyle bir şey. Bana güzel geldi.
‘Koyun Koyuna’ sergisi, 29 Ocak 2023 tarihine kadar Arter’de görülebilir.

About the author

Admin

Leave a Comment